Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi

Dr. Ozan Bitik ile Yüz Estetiği Üzerine…

Yüz Germe Ameliyatı ve Yağ Enjeksiyonu: Ne zaman, Nereye, Ne Kadar?

İnsan yüzünün yaşlanma sürecinde sürekli olarak hacim kaybettiği ve yüz yaşlanmasında hacim kaybının ne kadar etkili olduğu 90’lı yılların önemli keşifleri arasındaydı. Madem ki yüz yaşlanırken hacim kaybediyordu o zaman bu hacmi yerine koymak öncelikli olmalıydı. 

Takip eden 30 yıl boyunca yüz hacmini nasıl yeniden yapılandırabileceğimiz üzerine düşünüp durduk. Yüzlerce farklı dolgu materyali tıbbi kullanıma girdi, onlarcası tıbbi kullanımdan çıktı. Yüze yağ transferi de bu dönemde gelişip serpilerek modern halini aldı. 

Bugün yüze yağ enjeksiyonu dediğiniz zaman açıp okuyabileceğiniz kitaplar ve makaleler dolusu binlerce sayfalık bir literatür söz konusu.

1980-2000 yılları arasında tüm estetik ameliyat tekniklerinde büyük ilerlemeler kaydedildi. Estetik operasyonlar hem sayıca hem de kapsam olarak ilerledi. Bu gelişme dalgasından yüz germe, boyun germe ve orta yüz germe ameliyat teknikleri de nasibini aldı. Volumetrik yüz germe teknikleri yükseldi ve çoğaldı. 2000’li yılların son yarısında yağ enjeksiyonu ile kombine edilen yüz germe ameliyatlarına ait yayınlanan sonuçlar herkesin aklını adeta başından almıştı. Daha önce hiçbir ameliyat tekniği ile elde edilememiş düzeyde ameliyat sonuçları gördük, büyülendik, yapanları da adeta kutsallaştırdık.

Benim asistanlığımın son yıllarıydı ve kariyerinin başındaki bir cerrah olarak bilimsel yayınlarını okuduğum bu tekniklerden çok etkilenmiştim. 2010 yılında Hacettepe Üniversitesindeki uzmanlık eğitimimi bitirip Cleveland Clinic’deki üst ihtisasıma gittiğimde Dr.James Zins ile çalışma onuruna eriştim. Yılda yaklaşık 100-120 arasında yüz germe ameliyatı yapan ve bunu 20-30 yıldır yapmakta olan bir cerrahtan bahsediyorum. Kendisi benim mentorum olur, yüz estetiğinde babam gibidir. O dönemde yaptığımız ameliyatlara hafiften yağ doku transferini entegre etmiştik ama az önce bahsettiğim “büyüleyici sonuçları” olan cerrahların yaptığı düzeyde yapmıyorduk. İnsan gençken daha tecrübeli cerrahların temkinliliğini, yeni şeyler deneme konusunda cesaretsizlik veya bir nevi muhafazakarlık olarak değerlendirebiliyor. Elbette durum benim düşündüğüm gibi değildi. Öncelikle Zins çok tecrübeli, literatürde bugüne kadar çıkmış hemen her şeyi okumuş ve birkaç tane havalı resim ile gaza gelmeyecek kadar görmüş geçirmiş bir bilim insanı idi. Ancak yine de gittiğim tüm uluslararası kongrelerde “modern bir yüz germe ameliyatının yağ enjeksiyonsuz olamayacağı” yönünde bir konsensüs oluşmuş olması içimdeki yenilikleri deneme dürtüsünü ateşledi. 

2010-2015 yılları arasında yüz germe ameliyatları ile eş zamanlı olarak yağ dolgusunu liberal olarak kullanmaya başladım ve gerçekten çok iyi sonuçlar almaya başladım. Hastalar ameliyat sonrası 3. ay kontrolünde tek kelimeyle harika görünüyorlardı. Çoğunluğu 6. ayda ve birinci yılda da gayet güzel görünmekteydi. Yaptığım ameliyatlar adeta seviye atlamıştı… 

Ancak hastaların bir bölümünde 3. aydaki o “mükemmel sonuç” uzun vadede kalıcılığını korumuyordu. Yağ enjeksiyonu en etkili silahlarımızdan birisi olmasına karşın maalesef tabiatı itibarı ile öngörülebilir ve istikrarlı bir uygulama değil. Bazı hastalarda enjekte edilen yağın %30’u yaşarken bazısında %5’i yaşıyor. Bazen de tam tersi olup hesaplanandan daha fazla doku sağ kalımı görülebiliyor. Bir diğer sorun da; yüz germe ameliyatı ile eş zamanlı olarak yağ doku transferi yaptığımız zaman, yüze eklediğimiz yağ dokusunun yüzde ekstra bir hacim yaratarak yüzü esnetiyor olması. Bu esneme eğer yağlar eriyecek olursa yüzün yeniden gevşemesi ile sonuçlanabiliyor. Yani yüz germe ameliyatı ile elde etmeye çalıştığımız gerginliğin aksine çalışan bir mekanizma söz konusu.  

Özetle, 3. aydaki sonuç ile birinci yıldaki sonucun kalitesi arasında hastaların en az %10’luk bir kısmında ciddi bir uyumsuzluk olduğunu gördüm. Ayrıca hastaların fotoğraflardaki görünümü ile gerçek hayattaki aktüel görünümleri arasında da belirgin bir farklılık mevcut idi. Hastalar statik fotoğraflarda gerçek hayattakinde daha güzel görünüyordu ancak yüz hareket halindeyken ve mimikler aktifken tanımlaması zor bir “gariplik” hissediliyordu.   

Son olarak daha dolgun ve hacimli bir yüz yapısını, elde etmek istediğim orta yaş güzeli idealine pek yakıştıramadım. Tamam, yaşlanırken yüz hacim kaybediyordu ama orta yaş güzellerinin hiçbirinin yüzü aşırı dolgun değildi. Kritik bölgeleri doldururken, yüzün zarif ve ince yapısını korumak çok önemliydi. Yüzün tamamını dolgunlaştırmak doğal görünümü ortadan kaldırıyor idi.

Bu gözlemlerin bir sonucu olarak “yüz germe ameliyatı esnasında, tüm yüze, yüksek hacimli yağ doku transferi”uygulamasını 2016 yılında bıraktım. 

Güncel pratiğimde;

İleri derecede hacim kaybı olan hastalarımda yüz germe ameliyatından sonra ikincil bir seansta, tüm yüze, çok düzlemli (multiplanar) ve yüksek hacimli yağ doku transferi uyguluyorum.

Orta hafif düzeyde hacim kaybı olan hastalarımda ise kontrol muayeneleri esnasında, lokal anestezi altında, mini seanslar halinde sadece kritik hacim eksikliği olan bölgeler üzerinde çalışıyorum.  

Bugün itibarı ile sadece yüz germe ameliyatının etki sahası dışında kalan; göz çevresi, orta yüz, alın, ağız çevresi, dudak, çene ucu gibi bölgelere yüz germe ameliyatı esnasında yağ doku transferi uyguluyorum.

Bu uygulama yüz germe ameliyatının dinamiklerini etkilemediği gibi etki alanı dışındaki bölgelerde de “tamamlayıcı” bir etki yaratıyor. Yüz germe ameliyat sahası içinde bir hacimlendirme yapıp yapmayacağımıza ise 3-6-12 ay kontrollerinde “duruma göre” karar veriyoruz.  

Yağ enjeksiyonu cilt gençleştirme potansiyeli olan kök hücreleri yüze taşıdığı için benim için büyük öneme sahip. Bütüncül bir yüz estetiği ameliyatının bir köşesinde bir kenarında yağ doku transferinin mutlaka yeri olduğuna inanıyorum. Yağ enjeksiyonu estetik cerrahinin son 50 yıldaki en büyük kazanımlarından birisi. Sadece bu yazıda anlatmaya çalıştığım üzere kararında yapmak lazım.

Ne zaman, nereye, ne kadar ve hangi teknik ile uygulandığı önemlidir.

Bu arada teknik demişken; yağ enjeksiyonu uygulamasında cerrahi tekniğin hayati önemi vardır.  Herhangi bir yağ doku transferi tekniği herhangi bir alanda kullanılamaz. Her bölgenin, doku derinliğinin ve fonksiyonel ünitenin kendine has bir uygulama tekniği/hacim hesabı/seans sayısı/donör alanı vardır. 

Bu yazı:

-Benim ameliyatımda yüze yağ enjeksiyonu da yapılacak mı? 

-Kafam karışık, endişelerim var.

 Diyen aday hastalarım için yazıldı. 

Özetle;

Yüz germe ameliyatı esnasında yapılan yağ enjeksiyonu, yüz germe ameliyatını güzel bir şekilde tamamlayabileceği gibi, güzelce yapılmış bir yüz germe ameliyatını boza da bilir.

Ancak şu mutlak suretle bilmelisiniz ki; yağ enjeksiyonu asla ve asla zayıf bir yüz germe ameliyat tekniğini daha güçlü bir ameliyata dönüştüremez.

Birkaç saate lokal anestezi altında yapılan mini yüz germelerin yanına bolca da yağ enjeksiyonu ekleyerek erken dönemde oldukça tatminkâr sonuçlar elde edilebilir. Ancak hastaların büyük bölümünde orta-uzun vadede hayal kırıklığı kaçınılmaz olacaktır. 

Yüz gençleştirme ameliyatlarında yağ doku transferinin yeri ve sizin yüzünüzü için uygun bir seçenek olup olmadığı hakkında daha detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sevgiyle kalın, 

Güzel Kalın

O.B.

Yüz Germe hakkında daha detaylı bilgiye ulaşmak için Doç. Dr. Ozan Bitik'in resmi web sitesi www.ozanbitik.com'a erişebilirsiniz.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yüz Germe Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Komplikasyonların meydana gelme olasılığı ve komplikasyonların oluşturabilecekleri mu…

Devamını Oku
Endoskopik Yüz Germe: Yeni Nesil Estetik Ameliyat Tekniği

Endoskopik yüz germe, minimal invaziv bir teknoloji olan "endoskopi" kullanılarak yüz…

Devamını Oku
Derin Plan Yüz Germe Kimlere Yapılmaz?

Yüz germe ameliyatında pek çok farklı cerrahi teknik var. Bazı teknikler, bazı döneml…

Devamını Oku