Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi

Dr. Ozan Bitik ile Yüz Estetiği Üzerine…

Yüz Gençleştirme Ameliyatları Lüks mü? Tedavi mi?

Estetik Cerrahi uygulanmaya başladığı ilk zamanlardan bugüne kadar bazı etik ve felsefi soruları beraberinde getirmiştir.

Estetik cerrahi lüks mü? Gereklilik mi?

Sağlık için mi? Güzellik için mi?

Hayatı tehdit eden bir sağlık sorunu olmamasına rağmen neden bir birey 4-5 saatlik bir ameliyata yatar?

Bir cerrah neden hayatı tehdit eden bir sağlık sorunu olmamasına rağmen bir bireyi ameliyat eder?

Kimilerine göre estetik ameliyat olmak bir çılgınlık, savurganlık, hesapsızlık, şımarıklıktır. Kimilerine göre yüz gençleştirme ameliyatları sadece kendisiyle barışık olmayan, tatminsiz, hayalperest kişilerin atılabileceği bir maceradır.

Elbette bunlar birer önyargıdan ibaret.

İnsanlar anlamadığı şeyleri çok kolay eleştirir…

Üstelik benzer önyargılar bu ameliyatları düşünen, araştırma sürecinde olan ve bu ameliyatlardan en çok fayda görecek bireylerin de kafasını meşgul etmektedir.

Gelin yüz gençleştirme ameliyatlarını ve insanları bu ameliyatlara yönlendiren şartları gözden geçirelim.

Belki bu sayede “yüz gençleştirme ameliyatı bir lüks tüketim mi, yoksa bir tedavi mi?” sorularına yanıt verebiliriz.  

Bir anlığına dikkatinizi yüz gençleştirme ameliyatlarından uzaklaştıralım.

Boy kısalığını düşünelim.

İnsanların “boyu” değişkendir. Kimisi 1.30, kimisi 2 metre boyundadır. Bazı ırklar daha uzun bazı ırklar daha kısadır. Ortalama erkek ortalama kadından uzundur. Gelir düzeyi ve protein tüketimi arttıkça boy ortalaması artmaktadır. Aynı ailenin fertleri arasında bile belirgin boy farklılıkları görülebilir. Yani bizim normal insan boyu olarak kabul ettiğimiz aralık oldukça geniştir.

Her toplumun içerisinde belirli bir cinsiyet ve belirli bir yaş için bir “normal boy dağılımı” mevcuttur. Örneğin 12 yaşındaki bir erkek çocuk “ortalama” 150 cm boyundadır ve normal dağılım içerisinde, 135-165 cm arasında bir boya sahip olabilir. Normal dağılım demek normalin alt ve üst sınırları arasında kalan demektir. Çoğu zaman normal dağılım toplumun %90‘lık bir kesimini temsil eder ve toplumun %10’u bu normal dağılımın dışındadır. Özetle 12 yaşındaki erkek çocukların %90’ı 135-165 cm arasındadır, geriye kalan %10 normal boyda değildir. Yüzde %5’lik bir grup 12 yaşında 165cm’nin üzerinde boya sahip iken, %5’lik bir grup 12 yaşında 135 cm’nin altında olacaktır.

Çocuğunuz kendi yaşına göre en kısa boylu %5’in içerisinde ve siz onu bir çocuk doktoruna götürmediyseniz kusura bakmayın ama cahilin önde gidenisiniz. Çocuğunuzun boy kısalığı tamamen genetik olabileceği gibi onun büyümesini kısıtlayan bir genetik, kazanılmış, hormonal veya çevresel bir patoloji söz konusu olabilir. Çocuğun muayene ve tetkik edilmesi, takibe alınması ve büyümeyi olumsuz etkileyen bir tıbbi sorun var ise tedavi edilmesi gerekir. Tıbbi bir problem yoksa bizim oğlanın boyu da bu kadar deyip geçebilirsiniz. Burada mesele insanın kendi boyuyla veya çocuğunun boyuyla barışık olup olmaması değildir. Hiçbir aile çocuğunun yaşıtlarından daha kısa boylu olmasını gönüllü olarak kabul etmez. Sadece hayatta değiştiremeyeceğiniz olumsuzluklar ile barışırsınız.

Bu verdiğim örnek size alakasız gelebilir ancak “yaşlanma” süreci de aynı “büyüme ve gelişme” süreci gibi genetik, çevresel ve hormonal patolojilerden etkilenebilen “değişken” süreçlerdir. Herkes aynı hızda, aynı şekilde ve aynı vehamette yaşlanmaz.

Nasıl ki toplumdaki “normal büyüme dağılımından” bahsediyorsak, “normal yaşlanma dağılımından” da bahsedebiliriz. Örneğin tam olarak 50 yaşındaki 10.000 kadını yaşlanma belirtileri açısından sıraladığımızı düşünelim. Bu sıralamayı hayali bir güzellik yarışması gibi düşünebilirsiniz. Tamamı 50 yaşında olan bu 10.000 kadının her birisi farklı bir yüz yaşlanması seviyesinde olacaktır. Bazıları diğerlerinden çok daha genç görünecektir. Bazıları diğerlerinin annesi gibi görünecektir.

Aynı “normal büyüme dağılımında” olduğu gibi kadınların %90’ı kendi yaş kategorilerinin normal olarak kabul gören aralığında olacaktır. %5’i anormal derecede daha genç, %5’i anormal derecede daha yaşlı görünecektir.

Gerçek hayatta bu dağılımın karşılıkları vardır.

  • Genetik bağ doku sorunlarına,
  • Erken yaşta kanser tedavisine,
  • Erken yaşta aşırı kilo alıp vermeye yola açan metabolik sorunlara,
  • Erken yaşta yoğun güneş hasarı ve fiziksel yorgunluk gerektiren işlerde çalışmaya,
  • Erken yaşta çoklu gebeliklere,
  • Erken yaşta yoğun psikolojik travma yaratan yaşam streslerine, mesela engelli bir çocuğa annelik yapmaya,
  • Veya tamamen genetik unsurlara bağlı olarak;

Bireyler kendi yaşlarının “normal” olarak kabul edilen seviyesinin çok ötesinde yaşlı görünebilirler.   

Toplumsal kanaatler hep ortalamayı, “norm” olanı kabul eder, normalin dışındaki %10’luk kesimi dışlar. Bir yandan insanın kendisi ile barışık olması gerektiği öğütlenir ancak bu öğüdü verenlerin çok azı kendi hayatlarında kendinden 20 cm daha kısa boylu bir erkek ile veya kendinden 10 yaş daha yaşlı bir kadınla evlenmeyi tercih eder. Yapılan araştırmalar benzer mesleki kalifikasyonlara sahip bireyler arasında daha güzel ve daha uzun boylu olanların daha kolay seçildiğini ve daha iyi işlere “alındığını” göstermektedir.     

Özetle normalin ötesinde yaşlanan bireye “kendinle barışık ol” diyen toplum aynı zamanda onu dışlamaktadır. Git bir kenarda kendinle barışık yaşa, kaderine razı ol, fazlasını isteme, buralara da çok uğrama demektedir.

Bakınız bir plastik cerrahlar yüz gençleştirme ameliyatını her isteyenin satın alabildiği bir “meta” olarak görmeyiz. Normalin ötesinde yüz yaşlanmasına sahip bireyleri, kendi yaş kategorisi için normalin içerisine taşıyan bir tedavi olarak görürüz.

Yüz yaşlanması açısından kendi yaş kategorisinin son %10’luk diliminden bireyi alıp ortalamanın üzerine, tercihen de ilk %25’lik dilimine taşımaktır amaç. Gençleşme hevesi değil, daha sağlıklı ve güzel görünme arzusudur. Bu sayede daha mutlu, daha sağlıklı ve daha eşit fırsatlara sahip bireyler yaratmayı hedefleriz.   

Özetle bizim perspektifimizden bakıldığında yüz gençleştirme ameliyatları bir lüks tüketim değil bir tedavi biçimidir. Bu sebeple “hastalarımızdan” bahsederiz “müşterilerimizden” değil. Bu sebeple hastalarımız bir başka ameliyata nasıl hazırlanıyor ve sonrasında nasıl takip ediliyorsa yüz gençleştirme ameliyatlarında da aynı özen ve cerrahi disiplin ile hazırlanır ve takip edilirler.  Ameliyat endikasyonları (gerekliliği) aynı ciddiyet ile ele alınır. Her isteyen ameliyat olamaz. Beni tanıyanlar bilir, benim pratiğimde pek çok hasta kendi ayağı ile gelip, kendi ağzıyla ameliyat olmayı istemelerine rağmen bu ameliyatlar için uygun olmadıkları gerekçesiyle geri çevrilirler.

Yüz gençleştirme ameliyatlarından “en mutlu” ayrılan kesim yukarıda tarif ettiğim, yüz yaşlanması belirtilerine göre başlangıçta kendi yaş grubunun son %10-25’lik kesiminin içerisinde olup, bitişte kendi yaş grubu ortalamasından daha iyi görünen bireylerdir.

UYARI:

Hali hazırda kendi yaş grubunun en iyi görünen %10’luk diliminde olan hastalara meslektaşlarımın çok dikkat etmesini tavsiye ediyorum. Bu grubun beklentileri gerçek üstü olabilmektedir ve bu grubu memnun etmek çok çok zordur. Bu gruptaki hastalar ya kendilerini başka bir yaş grubu ile kıyaslama eğilimindedir ya da kendi yaş grubu içerisinde en iyi görünen %1-2‘lik grupta olmayı arzulamaktadır. Her ikisi de gerçekçi olmayan beklentilerdir çünkü;

  1. Ne kadar iyi bir ameliyat olsanız da kendi yaş kategorinizin fiziksel özelliklerini yüzünüzde taşımaya devam edersiniz. Örneğin 55 yaşında yüz gençleştirme ameliyatı olan bir kişi 55 yaşından 40 yaşına inmez ve ameliyat sonuçlarını 40 yaş “normları” ile kıyaslaması gerçekçi değildir.
  2. Ne kadar iyi bir ameliyat olsanız da kendi yaş grubunuzda en iyi görünen ilk %1-2’lik dilime girip giremeyeceğinizi genetik faktörler belirleyecektir. Her yaş kategorisinin istisnai güzelleri vardır ve maalesef insan güzelliğinin istisnai uçları doğumsal/genetik faktörler tarafından belirlenir.          

Ama ben gençlikte çok güzeldim, ama ben sahne önündeyim, ama ben ünlüyüm, ama ben zenginim, ama ben mükemmeliyetçiyim, ama benim eşim öyle istiyor gibi kişisel gerekçeler tıbbi gerçekleri değiştirmez.

İnsan aynı insan, zanaat aynı zanaattır.

Gerçekçi olmayan beklentiler ile yola çıkarsanız mutsuz olmanız kaçınılmazdır.

Yüz yaşlanmasında yaşınızın normlarına göre nasıl bir durumda olduğunuz ve ameliyattan neler bekleyebileceğiniz hakkında bilgi almak için yüz estetiği (özellikle de yaşlanan yüz) ile yoğun olarak uğraşan bir plastik cerrahi uzmanı ile görüşebilirsiniz.

Sevgiyle Kalın.

Güzel Kalın.

OB

Yüz Gençleştirme Ameliyatı hakkında daha detaylı bilgiye ulaşmak için Doç. Dr. Ozan Bitik'in resmi web sitesi www.ozanbitik.com'a erişebilirsiniz.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Lifestyle Lift’in İbretlik Hikayesi

Yüz gençleştirme cerrahisi ile ilgili araştırma sürecindeki herkesin okuması gereken …

Devamını Oku
Yüz Gençleştirme Ameliyatı Olmamı Eşim İstemiyor

Eşiniz ile mütabık olmadan yüz gençleştirme ameliyatı olmanızı tavsiye etmem.…

Devamını Oku
Sahiden, Bu Kadar Yaşlı Yüz Bir Anda Nereden Çıktı?

2000’li yılların başında yüz estetiğinde büyük bir paradigma değişimi yaşandı.…

Devamını Oku